iyiköfüfilm

22
Tem
2012

Go, Go, Second Time Virgin (1969)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Go, Go, Second Time Virgin 1969 yapımı bir Japon Pinku filmi. Yönetmenliğini türün önde gelen isimlerinden Koji Wakamatsu’nun yaptığı film, 60’lı yıllarda Japonya’yı kasıp kavuran Pinku Eiga furyasının başarılı örneklerinden birisi.

Bilindiği gibi, Japon Pembe Filmleri, 60’lı yıllarda Japonya’da ortaya çıkmış bir tür. Samuray filmlerinin artık eskisi kadar ilgi görmemesi üzerine başlayan arayışın sonunda ortaya çıkan tür, Japon softcore pornografik filmler olarak tanımlansa da, bu açıklama türü tam olarak anlatmaya yetmez. Kadına yönelik şiddetin cinsellikle yoğrulduğu Pembe Filmler kendi içinde de ikiye ayrılıyor: Pinku Eiga ve Pinku Violence.

Poppo (Mimi Kozakura), bir apartmanın çatısında 4 genç erkek tarafından tecavüze uğrayan bir genç kızdır. Tecavüzcülerine kendisini öldürmeleri için yalvarsa da onlar kendisiyle alay edip onu orada bırakırlar. Tsukio (Michio Akiyama) ise bir köşeden tecavüzü izleyen genç bir delikanlıdır. Fakat hiç bir şey yapmaz. Aralarında birbirlerine sorunlu geçmişlerini anlattıkları ve kaderleri ile ilgili felsefik konuşmalar yaptıkları bir ilişki başlar. Bu konuşmalar sırasında Poppo, daha önceki tecavüzlerini anlatır ve bunlar izleyiciye flashbacklerle gösterilir.  Başka bir konuşmada ise Tsukio, geçmişinde ailesi ve başka bir çift tarafından maruz kaldığı cinsel istismarı ve bunun sonucunda hepsini bıçaklayarak öldürdüğünü anlatır. Poppo defalarca Tsukio’dan kendisini ödürmesini ister fakat her seferinde Tsukio bunu reddeder. Poppo’ya tecavüz eden çete bir süre sonra tekrar geri döner ve Poppo’ya bir kez daha tecavüz ederler. Dram yönü de oldukça ağır basan bir film Go, Go, Second Time Virgin. (daha&helliip;)


16
Tem
2012

Dead End (2003)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Halihazırda tam patlayamamış ama başarılı şekilde kült hale gelebilecek, oyunu çıksa da oynasak dediğim “Dead End”, klişenin kilişesini yapan bir yol filmi. Tez şekilde araya girilen nefis trackleri olaya bodoslama dalan yapım, Jean-Baptiste Andrea ile Fabrice Canepa nın elinden çıkma. Bu janradan çıkıp ta ilginç olmayan yol filmleri ise sık görülmeyen bir durum. Sona girilen twistler ya da kaçma kovalama sırasının değişmesine aşina olduğumuz şu zamanlarda ilginç hale getirebilecek diğer şey korku türüyle masalsılığı birleştirip ters köşeye yatırmaya kasmamak. Oynanan oyun hep aynı.”Ömrün bitip yolun bitmemesi” durumuyla ilgili klişeye girmek istememekle beraber tam da bu film için geçerli olan durumun bu olması filmin önemli noktası. 

Filmin yönetmenliğini yapan Andrea(ayrıca 2006 yapımı işi olan Big Nothing in yönetmeni) ve Canepa, filmi yapma amaçlarını herhangi bir şeye saygı duruşu olayından bsğımsız şekilde veya “şöyle de yapsak daha ne kadar çöpe yaklaşabiliriz?” düşüncesinden çok “Asla sokağı terk etme!” argümanlarından yola çıktıklarını samimiyetle dile getirmişler. Bu iki kafadarın olaya başlama hikayeleri de bu paralellikte ilerlemiş aslında. 

Araba sahnesiyle olaya, diğer yol filmleri bodoslamasını kullanan yapımın ilk işi, hızlıca  karakterleri tanımamıza yardımcı olduktan sonra kafamıza önyargılarımızı yerleştirmek oluyor. Malumunuz, bilinen diğer örneklerde süregelen “arabaya asla bir yabancı alma!” ünlemi, hikaye ilerlerken bas bas kafamızda yankılanmasına rağmen “herhalde bir bildikleri var” diyip suspus izlemeye devam etmekle aslında klişenin klişesini yaptıklarını anlamak için filmin yarısını geçmiş olmanız gerekiyor. (daha&helliip;)


25
Haz
2012

Sleep Tight (2011)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Karanlık filmler çekmeyi seven yönetmen Jaume Balagueró’nun  bilinen işlerinden olan 2007 yılında başlattığı [Rec] lerinden sonra 2011 yapımı “Mientras Duermes”, diğer bir çevrimiyle “Sleep Tight” yönetmenin en aydınlık filmlerinden biri. Bu sefer doğaüstü olaylardan sıyrılan hikayede, bina görevlisi olarak çalışan César ın, bina sakinlerinden biri olan Clara’ya olan saplantılı aşkı ve diğer sakinlerin César ile olan ilişkileri anlatılıyor. Diğer bir “Peeping Tom” vakası gibi başlayan ama çok daha fazla dallanıp budaklanıp başka bir şeye dönüşen bu hikayede, karakterleri kısa kısa tanımaya başlıyoruz. Tam bir “doorman” olan başkarakterimiz César; uysal, efendi görünümüyle bina sakinleri tarafından sevilen sayılan biri. Olaylar gelişmeden, gün boyunca yaptığı ve yapması gereken işlerden bahsediliyor. Komşular evde olmayacağı zaman bakılması gereken hayvanlara César bakıyor. Bir nevi süper kahraman. Artan zamanında da hasta annesiyle ilgilenen César’ın görünen yüzü, filmin aydınlık noktalarından biri. Diğer bina sakinleriyle ilişkileri seyirciye gösterilirken aralarında ufak çaplı önemsiz bir sorun olduğu çıtlatılan küçük kız Ursula ile yürüyen hikayede bir tuhaflık olduğu sezdirildikten hemen sonra yeni tipler devreye giriyor. Yönetmenin filmlerinin hemen hemen hepsinde bulunan sevdiği oyuncularından biri olan yaşlı apartman sakinimiz ürkütücü Carlos Lasarte nin de devreye girdiği yerde olay akışı artırılıyor. Aslında her yönden “Sleep Tight” sıkıcı olmaktan çok uzak. César’ın Clara’ya duyduğu saplantılı ilişki onu kendisine muhtaç etmeye çalışmaktan çok yanlışlıkla kendisinden uzaklaşmasına sebebiyet verirken, tehlikeli hale gelmeye başlayan olaylar küçük kız Ursula’yı canlandıran başarılı oyuncu Pep Tosar’ın şantajlarıyla eğlenceli hale geliyor. (daha&helliip;)


18
Haz
2012

Megan is Missing (2011)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Megan is Missing, önceden Strangeland, Every Mother’s Worst Fear ve Hamal 18, Hard Candy, daha yakın zamanda Trust ve hatta pek sayılmasa da Julia X 3D filmlerinin izlediği yoldan giden bir mockumentary filmi. Daha doğrusu filmin son 25 dakikasına kadar bir gençlik-drama filmi izlediğinizi, hatta izlediğinizin bir film de olmadığını ve iki genç kızın yaşadıklarına bir şekilde dahil olduğunuzu düşünebilirsiniz. Aslında filmin bu yönde sıkıntıları da yok değil. Bunlardan önce filmin ekibine bir göz atalım.

Filmin yönetmeni Michael Goi, aslında görüntü yönetmeni olarak çalışan bir isim. Seksenli yılların sonundan itibaren girdiği film piyasasına ucuz video filmleri ve erotik filmlere görüntü yönetmenliği yaparak başlamış. Son beş yıl içerisinde ise televizyona geçiş yaparak My Name is Earl, The Mentalist, Glee ve American Horror Story gibi isminden söz ettiren dizilerde çalışmış. Megan is Missing yönetmenin ikinci filmi. Senaryosu da kendisine ait olan filmi evladı gibi sevdiğini IMDB mesaj panolarında izleyicilerle mesajlaşmasından anlayabiliyoruz. Kızların annelerini canlandıran Tammy Klein ve April Stewart dışındaki oyuncular pek fazla oyunculuk tecrübesi olan kişiler olmasa da göze batan bir rol görmedim. April Stewart son 8 sezondur South Park dizisinde ve envai çeşit video oyununda (mesela God of War 3’teki Afrodit) seslendirme yapmış.

Filme ismini veren Megan 14 yaşında bir kız. Filmdeki gençlerin yaşam tarzı 1995 yapımı Kids filmini anımsatabilir, hemen hemen hepsi uyuşturucu kullanıp bol bol seks yapıyor. Megan’ın yancısı Amy ise biraz daha içine kapanık, antisosyal bir kız. (daha&helliip;)


10
Haz
2012

The Burning Moon (1997)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Yönetmenliği ve senaristliğinin yanı sıra özel efekt konusundaki ustalığıyla bilinen Olaf Ittenbach oldukça sıra dışı bir işe imza atmış bu filmle. Hard core gore olarak nitelendirilebilecek bir film olan The Burning Moon’da 6 yaşındaki kız kardeşine uykudan önce hikayeler anlatan uyuşturucu bağımlısı genç başrolde. Kız kardeşine anlattığı iki korkunç hikayenin canlandırıldığı filmde ilk hikayede tanıştığı adamın aslında bir akıl hastanesi kaçkını olduğunu bilmeden onunla sevgili olan genç kızı kurban olarak izliyoruz. Haberlerden yanındaki kişinin kim olduğunu öğrenen genç kız her ne kadar adamdan kaçmaya çalışsa da bunu başaramaz. İkinci hikaye ise ruhlarını temizlemek adına kadın kurbanlarına tecavüz eden ve onları öldüren bir seri katil olan rahip etrafında geçiyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Andrea Arbter, Ellen Fischer ve Ronald Fuhrmann’ın yanı sıra yönetmen Olaf Ittenbach da yer alıyor. Olaf Ittenbach kardeşine hikayeleri anlatan junkie abi rolünde. Gore unsurların en üst seviyede olduğu The Burning Moon, kendi ülkesi Almanya’da yaklaşık 20 yıl boyunca yasaklanmış bir film. Alman gore sineması denince ilk akla gelen isimlerden biri olan Olaf Ittenbach’ın bu türe ait ilk filmlerinden birisi The Burning Moon. Aynı zamanda çok başarılı bir özel efekt ustası olan Ittenbach, bu düşük bütçeli filmde de yeteneğini konuşturmuş. Yönetmen 1989 yılında ilk filmi Black Past ile kariyerine başlangıç yapmış. 2005 yılındaki büyük bütçeli korku aksiyon filmi BloodRayne filminin de özel efektlerine imza atmış. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni