iyiköfüfilm

ilsa-oil_shot4l

Lost’un en iz bırakan anlarından biri Sayid Jarrah’ın “My name is Sayid Jarrah, and I am a torturer”  özlü sözüdür. Sinema için de pek çok kadın karakter, karanlık tarafta uyanarak bu tema çerçevesinde işkenceci rolünü üstlenmiştir. Nikita’dan Fatal Attraction’a, Basic Instict’ten Natural Born Killers’a kadar pek çok popüler filmin karanlık kadınları, bazen femme fatale halleriyle akla gelebilir.  Ancak bu güruhtan farklı olarak hem psikolojik hem de fiziksel darbeciler daha sert  takılıp türlü işkence performansları sergileyebilir. “The Girl with the Dragon Tattoo” gibi pek çok filmdeki kadın karakter, değişik işkence metodlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Burada yer veremediğimiz tüm cehennem azabı çektiren kadın rollerine selam ederken, sizin için popüler filmlerin hafızalara kazınmış işkenceci kadın karakterleri listeledik. (daha&helliip;)


2
Oca
2012

Karaoke Terror (2003)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Karaoke Terror, Japon sinemasının sosyolojik eleştiri yapan filmlerinden biri. Aynı zamanda herkese göre olmayan ağır bir kara mizah ile yoğrulmuş. Yalnız filmin adına veya IMDB’de korku türü altında listelenmiş olmasına bakarsanız aradığınızı bulamamanız mümkün. Filmin uyarlandığı  Showa kayo daizenshu adlı kitabın yazarı Ryû Murakami aslında bildik bir isim. Daha önce Takashi Miike’nin yönettiği bir film olan Audition da yazarın romanından uyarlanmış. Tabii bu  filmde Takashi Miike’nin hastalıklı zihninin etkisi de büyük olduğundan Karaoke Terror, Audition ile kıyaslanamayacak bir film. Durağanlık açısından Audition ile benzeşse de Audition kadar boğucu ve rahatsız edici de değil.

Film, iki grubun çatışmasını anlatıyor. Gruplardan biri yirmili yaşlarda, nasıl arkadaş olduklarını bile hatırlamayan ve hepsi de testosteron yüklü gençlerden oluşuyor. Diğer grup ise orta yaşlarda, eşlerinden boşanmış olan ve hepsinin de ismi Midori olan bir grup kadından ibaret. Bu iki grubun tek ortak özelliği Showa döneminin şarkılarına ilgi duymaları. Zaten filmin uyarlandığı kitabın ismi Showa Şarkıları Koleksiyonu gibi bir anlama geliyor. Parçalara bölünmüş olan filmin her bölümüne bir şarkı ismi verilmiş ve her bölümde de bölüme ismini veren şarkı söyleniyor. Filmin müzikal yapısını oluşturan olay bu.

(daha&helliip;)


4
Kas
2011

Body Double (1984)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Body Double, ünlü yönetmen Brian De Palma’nın yönetmenliğini yaptığı 1984 yapımı bir Amerikan thriller filmi. Başrollerinde Craig Wasson, Melanie Griffith ve Gregg Henry’nin oynadığı film Alfred Hitchcock’un Vertigo ve Rear Window’una adeta bir saygı duruşunda. Bu anlamda aslında Body Double çoğu kişi tarafından yanlış anlaşılmış bir film. Bazıları tarafından bir Hitchcock rip-off u olarak değerlendirilirken, bazıları tarafından da Hitchcock için bir tribute olarak nitelendiriliyor. Film bunların çok ötesinde, adeta bir analizin sonucu. Gösterildiği dönem “You can’t believe everything you see” yani “Gördüğünüz her şeye inanamazsınız” tanımlamasıyla pazarlanan film, Vertigo ve Rear Window’un hikayelerini çok güzel harmanlarken, filmi farklı bir çerçeveden ele alış şekliyle çok başarılı.

Brian De Palma’nın yaptığı filmleri iki kategoride toplamak mümkün. Sisters, Obsession, Dressed to Kill, Raising Cain, Blow Out ve Body Double gibi psikolojik thrillerlar ve Scarface, The Untouchables, Carlito’s Way ve Mission: Impossible gibi ticari filmler. De Palma başka yönetmenlere ait işleri referans alarak yaptığı filmlerle de ünlü bir yönetmen. Örneğin, Michelangelo Antonioni’nin Blowup filmi ve Francis Ford Coppola’nın The Conversation filmlerinin konularını esas aldığı Blow Out, Sergei Eisenstein’ın The Battleship Potemkin filminden sahneler içeren The Untouchables, Vertigo’dan izler taşıyan Obsession, Hitchcock’un Psycho’suna saygı duruşu niteliğindeki Dresses to Kill gibi.  (daha&helliip;)


Tolga Demirtaş: Merhaba Maria. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için çok teşekkürler.  Bize biraz Maria Beatty sineması hakkında bilgi verebilir misin?

Maria Beatty: Belgeselden Mainstream’e uzanan türlerde birçok ödül kazanmış bir yönetmen olarak, yaratıcı kimliğimi dolu dolu New York Underground’da başlayıp oldukça kişiselleşmiş bir bilinçle sinemasal önemimi kaybetmeden Alt Erotica Noir türünü yaratma sürecinde gösterebildim.

Kariyerimde verdiğim en önemli karar, kendime yatırım yaparak ve tüm filmlerimin haklarını satın alarak yaratıcı bağımsızlığımı korumadaki ısrarlarımdı. Sanatsal bağımsızlığın sonucu olarak stilim kendi kendine geliştikçe işlerim basit hareketlerden çıkıp bu hareketleri gittikçe artan atmosferik bir çerçeve içine yerleşmeye başladı. Aynı zamanda Sürrealism ve Dışavurumculuğu görsel bir Noir kaplama içine yerleştirdim. Sonuç olarak, imzam zengin,kültürel bir temelde, diğerlerinden çok farklı olarak belirginleşmeye başladı.

Tolga Demirtaş: Bir kadın olarak neden porno ve erotik filmler çekmeyi tercih ediyorsunuz?

Maria Beatty: Lezbiyenliğimi saklamak yerine onu rahat bıraktım ve seksist ideolojilerden kısıtlanmasına izin vermedim. Benim yaratıcı dünyamda, lezbiyenlik özgürleştirici ve bireylerine özgüdür, evrensel ve ideolojik değildir. Çalışmalarımdaki kadınlar kırılganlıktan uzak, mazoşizmle hareket eden, cinsel bir ivediliğe sahip, ateşi olan bir hasta gibidir. Acıyı memnuniyetle kabul ederler ve cinsel hakimiyeti fiziksel bir müdahale olarak çılgınca isterler. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni