iyiköfüfilm

8
Ağu
2013

Deadly Prey (1987)

B-Film kategorilerinde yayınlandı.

deadly_preyDeadly Prey video döneminde birçok kez kiralayıp defalarca izlediğim, B türü bir aksiyon filmi. American Film Market tarafından Mart 1987’de piyasaya sürülen filmin yönetmeni David A. Prior. Ayrıca filmin başrollerinde oynayan Ted Prior da yönetmenin kardeşi.

Deadly Prey eski bir deniz komandosunun, ölümcül bir insan safarisi için kaçırılması ve bu ölümcül oyundan kurtulma hikayesini anlatır. Film genel olarak Sylvester Stallone’nin başrolünde yer aldığı 1982 yapımı First Blood filmini anımsatmakla birlikte ona göre adrenalin ve aksiyon açısından daha tatmin edici bir film.

Hogan isimli bir albay, eğitim verdiği paralı askerlerine ormanda avlanmaları için insan kaçırıp, onlara yem olarak sunar. Bu eğitimde hedefler canlıdır, her şey yolunda giderken yanlış bir adama denk gelir ve kaçırdığı Mike Danton, eski bir Vietnam gazisidir. Fakat Mike’ın kolay lokma olmadığını anladığını anda ailesini kaçırır ve Mike da hem kendi özgürlüğü hem de ailesini kurtarmak adına amansız bir mücadele ve intikam içine girer.

Başkahraman Mike Danton bir kahramandan daha fazlası olarak karşımıza çıkıyor. Doğal şartlar altında hazırladığı daldan yapılmış hançerler, bubi tuzakları ile maharetlerini gözler önüne seriyor.

Filmin ilk yarısında kahramanımız Danton, ormanın derinliklerinde kısa Jean şortu ile Tarzan ve Predator karışımı bir şekilde sağa sola koşturuyor. İkinci yarıda ise Rambo ve Komando karışımı bir hal alıyor. Filmdeki aksiyon sahneleri her B filmde olduğu gibi ucuz, fakat rahatsız edici değil. Sürekli devam eden tempo bunları görmezden gelmenizi sağlıyor. Bir filmde görebileceğiniz en fazla adam öldürme sahnesini Deadly Prey’de izlemeniz mümkün. Fakat oyunculuklar da bir o kadar kötü.
(daha&helliip;)


28
Ağu
2012

The Beyond (1981)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

1996 yılında vefat eden Fulci, gore sinemasının en önemli yönetmenlerindendir. Peki, Fulci’yi nasıl bilirdik; “Zombie” serisi, “Demonia”, ” City Of Living Dead”,” The Eroticist”,  “The House by the Cemetery”,” Don’t Torture Duckling”  ve tabii unutulmaz “The Beyond”. Başrollerini Catriona MacColl ( Liza Merril) ve David Warbeck’in ( Dr John McCabe) paylaştığı The Beyond (E tu vivrai nel terrore! L’aldilà), İtalyan korku sinemasının en önemli örneklerindendir.

“The Beyond”, Amerika’nın Louisiana eyaletinde ismi ile müsemma Seven Doors Hotel’de geçmektedir. Film,  1927’de Schweick adında bir ressamın otelde katledilmesiyle başlar. “Bu günahsızı neden çiviliyorlar” denilmesine gerek kalmadan kendisinin cadı ilan edilerek katliamını izleriz. Bundan yıllar sonra oteli yeniden işletmek için alan New York’lu Liza Merril (Catriona MacColl) cehennemin yedi katına açılan geçit üzerinde at koşturduğundan bihaberdir. Böylece cehennem kapısı aralanmaya başlar.

Filmde korku türünün her türlü öğesini görmek mümkün. Cehenneme açılan kapı, önüne geleni harcayan geçit öğesi, hayaletler, korkunç küçük kız, zombiler, bütün uyarılara rağmen lanetli mekandan çıkmayan yeni ev sahibesi, başrolde anlamsız bakışlar atan bu kızımıza tutulmuş bir doktor… Zombi, kapısı ve aşığı olarak gelişen “The Beyond”,  her ne kadar Dario Argento filmleri (özellikle atıl kurt sahnesiyle/ Suspiria) ile karşılaştırılsa da kendine özgüdür. Kütüphaneci örümcek fantezisiyle beyinlerimize kazınan bu kült yapım, sürekli akılda dönen müziğiyle de unutulmamaktadır. (daha&helliip;)


1
Şub
2012

Opera (1987)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Amerika’da “Terror at the Opera” ismiyle vizyona giren film, 1987 yılında Dario Argento tarafından yazılıp, yönetilmiş bir İtalyan giallo filmi. Başrolleri Cristina Marsillach, Urbano Barberini ve Ian Charleson paylaşıyor.

Film Argento’ya ticari anlamda oldukça getiri sağlamıştır. Zaten filmi de izlediğimiz zaman sinemasal değerini bir kenara bırakıp, “sex-murder” açısından bakılacak olunursa, ticari bir kaygısının olduğunu fark etmememiz mümkün değil. Filmdeki cinayet sahneleri yine filmin genelinde olduğu gibi oldukça başarılı. Filmin türüne yakışır abartılı kamera açıları ve yine abartılı dekorlardan kaçınmamıştır. Şiddet ve müziğin mükemmel uyumu da gözden kaçmıyor ve film boyunca İtalya’nın Rönesans ruhuna yakışır, bir birinden güzel klasik eserleri dinlerken, araya katilin ruhunu yansıtan ve bizi daha da bir telaşa sokan rock soundları girdiğinde tadından yenilmez bir hal alıyor. Opera salonundaki kuşların gözünden çekilmiş sahneler kamera hareketlerinin bir kuş gibi oradan oraya yalpalanması oldukça baş döndürücü, “bu gerilim bitsin de haydi artık odaklansın” diye umutla beklenilebilir. Ayrıca Argento, ilham kaynağı Hitchcock’un röntgenci sinema ruhuna saygı duruşunda bulunmaktan geri kalmamış.

Bir parça da filmin konusuna değinelim. 17 yaşındaki Betty, Verdi’nin Macbeth’indeki (İtalyan besteci Verdi’nin, Shakspeare’in Macbeth’ini temel alarak bestelediği 4 perdelik opera eseri) başrol oyuncusunun ayağını sakatlaması ile bu rolü alma şansı yakalar. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni