iyiköfüfilm

20
May
2012

En İyi İç Giyim Sahneleri

XXX kategorilerinde yayınlandı.

Bazı filmler muhteşem senaryoları ve olağanüstü oyunculukları nedeniyle izlenir ve ilgi görür. Bazı filmler de canavarlar şehirleri yok edip her yeri dağıttığı için seyirciye cazip gelir. Bazen de güldürme potansiyeli çok yüksek olduğundan yakın buluruz filmleri. Ama sinema tarihinin başka dikkat çekici unsurları da vardır. Bunlardan biri de iç giyim sahneleri. Kimisinde zaten kahramanımız o şekilde dolanmaktadır, kimisinde striptiz sonucu iç giyimini izleyenlere sergiler. Ne şekilde o noktaya gelirse gelsin ortaya içi dışı bir, samimi sahneler çıkar. Bunlar arasından en takdire değer olanlarını seçtik : (daha&helliip;)


4
May
2012

Final Girl Klişesi

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Laurie Strode utangaç bir kızdan Halloween’daki becerikli bir kahramana dönüştüğünden beri, slasher filmlerinde yalnız kadının hayatta kalan son ve tek kişi olması bir klişe haline gelmiştir. Tabi bazı durumlarda bu Final Girl (son kız) klişesi çok nadir de olsa yerini Final Boy karakterine de bırakmıştır.

Halloween da dahil olmak üzere Friday the 13th, A Nightmare on Elm Street, Scream, Final Destination, The Texas Chain Saw Massacre (ve remake filmi), I Know What You Did Last Summer, Hellraiser, Alien, The Strangers, The Ring, The Grudge, Terror Train, Event Horizon ve Resident Evil gibi ilk akla gelen korku filmlerinde kullanılan bu klişe, terim olarak ilk defa Carol J.Clover’ın 1992 yılında yazdığı “Men, Women, and Chainsaws: Gender in the Modern Horror Film” adlı kitabında yer aldı. (daha&helliip;)


27
Nis
2012

“Korku” Nedir?

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.


Dracula (1931) 

Macar oyuncu Bela Lugosi popüler kültürün en ünlü canavarını başarıyla canlandırmıştı.

Korku gerçekliktir. Tasavvurdur. Önünüzde bıçağını kaldırmış bir şekilde bekleyen katille yüzleşmeniz gerektiği gerçeğidir. Yerdeki ölü eşinizdir. Aynadan sarkan et parçasıdır ve ileriden bir kamyonun hızla geldiğini gördüğünüz sokağa topunun peşinden fırlayan çocuktur. Kulağınızın içinden çıkan böcektir. Güç sahibi Nazi’lerdir.

“Korku” ve “dehşet” arasındaki fark nedir? Korku sonradan gelendir. Dehşet ise şüphedir, endişedir. Korkunç bir şey olacağına dair endişelenirsiniz. “O ses neydi?”, “Bebeğim nerede?”, “Erkek arkadaşım?”, “Bu kaşıntı da neyin nesi?”, “Peki ya bu şişkinlik?” Bütün bunlar sizi korkutur. Panik başlar, dehşete düşersiniz. Dehşet kapının arkasındaki şeydir, acının vaadidir. Korku ise düşündüğünüzün gerçeğe dönüşmesidir. Vaadin yerine getirilmesidir.

Sanat ve eğlence olarak korku en başından beri vardı. Aslanların, kaplanların ve ayıların görüldüğü mağara resimlerinden beri. İsa’nın son günleri bir korku hikayesi değil de nedir? Bir kıyım, adaletsizlik, vahşet ve öbür dünya hikayesi değil de nedir? İncil, Kuran, eski Çin ve Japon yazıtları; hepsinde korkutucu ve ruhsal faktörler bulunmaktadır. İnsanoğlunun acı verici sonları ve en kötü korkuları açıkça anlatılmaktadır. Hepsi de son derece gerçek ve kaçınılmaz olan sonumuzun köşe başında bizi beklediğini hatırlatmaktadır. (daha&helliip;)


26
Mar
2011

The People Under the Stairs (1991)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

The People Under The Stairs (1991) sinemada dehşet ustası Wes Craven’in 12 yıllık bir düşüydü. 1985’te gerçekleştirdiği klasiği A Nightmare on Elm Street ile kötü rüyalarımızı yeniden tanımlayan Craven ilk iki filmi “The Last House on the Left (1972)” ve “The Hills Have Eyes (1977)” ile korku ve gerilim türüne yeni boyutlar katmıştı.

Tıpkı ustası Hitchcock gibi Craven de korkularımızın kaynağının günlük yaşantılarımızdaki sıradan olaylar olduğunu düşünür. Filmleri, insanları yerlerinden sıçratmak için değil, insan ruhunun derindeki bölgelerine uğrayan adı konmamış korkularını araştırmak için yapılmışlardır.

The People Under The Stairs’de Craven bir çok yeni yüzü bir araya getirdi: Michael Jackson’ın Moonwalker’ından hatırlayacağımız Brandon Adams çeştşi TV dizilerinde rol almış A.J. Langer; bunların yanında David Lynch klasiği Twin Peaks’de çok ilginç tiplemeler sunan tiyatro kökenli iki oyuncu Everett McGill ve Wendy Robie. McGill’i, Annaud’un unutulmaz filmi Quest For Fire ve James Bond dizisinden ve Licence to Kill gibi yapımlarda rol almış.

Kamera arkasında ise, gerçekten de çok güçlü bir teknik ekip kurmuş Ceraven. Bir çok çalışması Oscar ve Emmy’lere boğulan görüntü yönetmeni Sandi Sissel Honey, I Shrunk the Kids (1989)’in başarılı özel efektçisi Peter Chesney. (daha&helliip;)


14
May
2010

İstismar Filmleri

İstismar Filmleri Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Exploitation film genellikle dehşet verici konular ‘istismar edilerek’ geliştirilen bir film türüdür. “Exploitation” terimi film piyasasında oldukça yaygındır; promosyon ve reklam anlamında her türden film için kullanılır. Bu filmler büyük bir star, özel efektler, seks, şiddet, romantizm gibi bir anlamda sömürecek konulara ihtiyaç duyarlar.  Buna rağmen bir exploitation filmi ağırlıklı olarak sansasyonel reklamcılığa ve filmin gerçek kalitesinden ziyade tasvir edilen konunun geniş ve dehşet verici bir şekilde abartılı aktarımına dayanır. Exploitation filmleri genellikle her bakımdan düşük kalitede filmlerdir. Ancak durum her zaman böyle değildir. Exploitation filmleri bazen ciddi anlamda ilgi toplar ve popüler olurlar.

Tarihçe

Exploitation filmlerde, müstehcen ya da açık seçik seks sahneleri, sansasyonel şiddet, hap kullanımı, çıplaklık, tuhaf ve korkutucu şeyler, kan, gariplik, yıkım, isyan ve kargaşa en önemli özelliklerdendir. Bu tür filmler sinemacılığın ilk günlerinden beri çekilse de ABD ve Avrupa’da genel anlamdan sansürün ve sinema kurallarının yumuşaması ile birlikte, 1960 ve 70’lerde popülerleşmişlerdir. Ayrıca yapımcılar televizyon nedeniyle kaybettikleri izleyicinin ilgisini çekmek için sansasyonel öğeler kullanmıştır. Çoğu tiyatrolarda oynanamayacak ve ABD’de NC-17 derecesi alamayacak denli düşük bütçeli filmlerdir. 1990’lardan beri exploitation filmler, türü para-sinema olarak adlandıran akademik çevrelerin de dikkatini çekmektedir.

Exploitation” sözcüğü çok geniş anlamda tanımlanır ve filmin asıl içeriğinden ziyade seyircinin filmi algılaması ile ilgilenir. Hays Code’u geçemeyen sanat filmleri ve exploitation filmler genelde aynı salonlarda gösterildiği için ilgi çekici malzeme ve sanatsal içerik genelde bir aradadır. Explioitation filmler, filmlerinde saldırganlık öğesi baskın olan ve “saygın olmayan” malzemeyi cesurca işleyen ünlü Avrupalı yönetmenler Derek Jarman, Luis Buñuel, ve  Jean-Luc Godard sayesinde gelişmiştir. Stanley Kubrick‘in A Clockwork Orange, Tod Browning‘in Freaks ve Roman Polanski‘nin Repulsion filmi dâhil olmak üzere klasik olarak adlandırılan pek çok filmde seks, şiddet ve exploitation filmleri ile bağdaştırılan şok vardır. Buñuel’in Un chien andalou filmi modern splatter filmine özgü öğeler içermektedir.  Eğer Carnival of Souls Avrupa’da çekilmiş olsaydı sanat filmi olarak, öte yandan Eyes Without a Face Amerika’da çekilseydi düşük bütçeli bir korku filmi diye sınıflandırılacağı iddia edilmektedir. Sanat filmlerinin ve exploitation filmlerinin seyircisi Hollywood’un sunduklarını genelde reddeder. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni