>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan

Zerrin Egeliler sevmediğim tek soyunan kadındı. Nasıl oluyordu da kısa boyuna şişman vücuduna, kalın beline, kısa selülitli bacaklarına rağmen seks sembolü olmuş, ilerleyen yaşına rağmen (40) bir anda yıldızlaşmış, bir senede 60’ın üzerinde film çekmişti. Biz Türkler etobur muyduk? Neydi bu şişman kadın tutkusu?
Başka bir olayda günümüzde yaşanıyor “Köylü kızı” filmiyle ünlenen Yasemin Ünlü’nün iri erkeksi vücuduna rağmen seks yıldızı olarak anılması ve üst üste bir senede 32 film çekmesi enteresan. Üstelik yurt dışından da teklifler yağmaya başlamış bile. Yaşı da 40. Nasıl oluyor da farklı zamanların bu iki kadını çirkin vücutlarına ve ilerlemiş yaşlarına rağmen cazip hale gelebiliyorlar. Yasemin bunu kendi de itiraf ediyor, bir yazısında okumuştum “Benden de seks yıldızı olursa…”diyordu. Erkek milleti olarak sapık olmalıyız ya da estetikten nasibimizi almamışız.
Yine o dönemde Melek Görgün adında bir yıldız vardı. O da soyunuyordu ama farkı, çok ince, zayıf, uzun bacaklı oluşuydu ve bu şişmanca etli butlu kadın tipine pek uymuyordu. Bu yüzden de okadar rağbet edilmezdi. Oysa ben Melek Görgün ve yine benzeri Seher Şeniz hayranıydım.
Argo atasözlerimiz de bile şişman kadın övülür, “kadında kalça yemekte salça”, “pantolonu gösteren ütüsü kadını gösteren…” En beğendiğimiz yemeklerden birinin adı “kadınbudu köfte”dir. Nedir bu ete olan hasretimiz.

Erkekler arasında çapkınlık yapmanın gizli adı “dün gece kaçak et kestim” dir. Oysa bilmezler mi? Ne olabilir bu şişman kadın takıntısı? İnek insan karışımı köylü mitolojisinin tanrıçası mı? Anne şefkatinin bir başka yüzü mü? İri kadınların dayağa daha dayanıklı olması mı? Bana kalırsa buram buram köylü estetiği, zaten köylü erkeklerinin ilk cinsel deneyimi eşek ile değimli?(!) Bu estetik anlayışının derininde bir eşek gizli.
Şöyle bir sahne anlatayım. Zerrin Egeliler lömbür lömbür pelte kıvamında, Kazım Kartal arka tarafta sanki onu parçalayacak gibi bakmakta… Neden bu nefret, kin, kadını parçalamak fikri? Köylünün kadın hakkındaki bütün bilgisi (kadın kancıktır) budur.
12 Eylül dönemiyle bu tarz filmler yasaklandı; sektördeki herkes sorgudan geçirildi.
80’li yılların başında bu kez de sinemacılar bir başka şişman kadını keşfettiler. Banu Alkan. Gerçi filmleri seks filmi değildi ama filmlerde alabildiğine et, lömbür lömbür kalçalar, etli butlu sahneler vardı ve Türk erkeğinin ete olan düşkünlüğünü yansıtmaktaydı.
Durum böyle olunca da…Eşeğin yerini şişman kadın, şişman kadının yerini şişme kadın alıyordu.
This is Bill. Great looking site. Sorry I cannot read it but I can tell what it is all about. I will post your link up on my blogs and hopefully some people will come by here and check it out. Feel free to contact me sometimes at my site email:
uranium.cafe_66@yahoo.com
and talk about cool films.
See ya
Bill
Melek Görgün (Demir Karahan’ın kardeşi Melih Görgün’ün halası) Zayıf Vucudunda iri Slikonlu gögüsleri ile korkunç göründüğünden filmleri iş yapmamıştır. Yoksa Slikonsuz filmleri bayağı seyirci topluyordu.
Güzel bir özet yazısı. Yasemin Ünlü’nün sözlerinin yanı sıra Zerrin Egeliler de bir söyleşisinde “Ben vücudumu hiç beğenmem ama her nasılsa onunla şöhret oldum ve şaşırdım” der. (Cihan Demirci’nin kitabında bulabilirsiniz.)
Lakin şu eşek benzetmesi hayli yakışıksız ve biraz anakronik kaçmış. Hani Zerrin Egeliler zamanında eşeği bir nebze anlarım ama Yasemin Ünlü devrinde ortalıkta eşek kalmamıştı. Ama Yasemin Ünlü filmlerini zaten eşekli devirlerde yetişen koca koca adamlar seyrediyordu derseniz belki anlarım.
Melek Görgün ve Seher Şeniz (örnekler çoğaltılabilir) gibi isimlerin farklı bir estetik anlayışını yansıttığı konusunda hemfikirim. Seher Şeniz’in özellikle eski burnuyla göründüğü materyalleri fırsat buldukça toplamaktayım. Ayrıca, evimde Melek Hanım’dan kalma eski ve dandik bir puf var, gelen arkadaşlara gururla göstermekteyim. Gerçi aldığım yanıt çoklukla “kim o yahu?” oluyor ama neyse.
Yukarıda Zerrin Egeliler’e yapılan haksızlığı kendi gözlemlerimle ve yargılarımla biraz düzeltmeye çalışacağım. Egeliler “Ben Türkan Şoray’dan daha güzelim” gibi tuhaf bir iddiayla sinemaya başlamış bir kişidir. Ne var ki Feri Cansel’in tarifiyle, o yıllar “soyunmam” diyen aktrislerin kapısının çalınmadığı yıllardır. Oynadığı filmlerin bütün sabun köpüğü senaryolarına ve 1979′da doruğa çıkan yüksek çalışma temposuna rağmen Egeliler oyunculuk anlamında ilginç bir profesyonelliği asla elden bırakmamıştır. “Zengin kadro” ile takviye edilen ve yan öykülerle örülen filmlerdeki performansı bir yana, Şehvet Uçurumu gibi tekdüze bir filmi ikna edici bir oyunculukla ve tek başına götürebilmiştir. Yine, örneğin Solan Yaprak filminde Tülin Tan ile olan duş sahnesi Egeliler’de bir “Türk bimbosu” bulmak isteyenler için büyük bir hayal kırıklığıdır ama aslında Egeliler oynadığı karakterin gerekliliği içinde davranmaktadır. Kanımca, Zerrin Egeliler’in (halen açıklanamayan) büyük başarısını sadece beden yapısıyla anlamaya çalışmak yeterli olmayacaktır. Bu nedenle, Egeliler seks filmlerinin (pek çoğu Zurnik tarafından “tedarik edilen”) dolgu oyuncularından da, Yeşilçam’ın haksız şöhrete kavuşmuş pek çok “jön dam”ından da ayrı bir kategoride değerlendirilmeyi hak etmektedir.
Türk erkekleri etli kadın sever. Zerrin Egeliler aslında seksi bir yüze sahip. Tamam vücut biraz sarkmış ama bu izleyenlerde “ulaşılabilir kadın” hissi uyandırıyordur. Sanki yan komşunun seksi karısını çıplak izliyor gibi hissediyorlardır. Bazen aşırı düzgün, kusursuz vücutlar insanda itici bir his uyandırabilir.
Yorumunuz: