<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Erotik Sinema yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 22:50:01 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Şükrü Demircioğlu</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/comment-page-1/#comment-1144</link>
		<dc:creator>Şükrü Demircioğlu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 00:17:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=626#comment-1144</guid>
		<description>Ceren arkadaşımızın dediklerine ilaveten şu bilgilerin de verilmesi gerektiğini düşünerek eklemek istedim. Ceren&#039;in dedği patlama sebeplerinde kapalılıktan bahsetmiş bi etkisi şüphesizdir ama bu sadece bi sebebi. 1970’li yıllara gelinene dek, halk ile kurduğu sıcak ilişkiyi, gerek melodramlar ve halk güldürüleri, gerekse sosyal içerikli dramlar ile sürdürdü. Ancak 1970’lere gelindiğinde bu bağ hızla kopmaya, sinema salonları boşalmaya başladı. Halbuki 1970’lerin başlarında sinemacılarımız anlatım dillerini iyice geliştirmiş, Türk filmleri Orta Doğu ve Balkan ülkelerinde de izlenir hale gelmişti. Öncelikle Avrupa ülkelerinde ve dolaylı olarak da Amerika’da etkili olan özgürlükçü hareketlerin yankıları Türkiye’ye de ulaşmış, 1968 olayları olarak da bilinen, ekonomik eşitlik, insan hakları ve fikir özgürlüğü üzerine odaklanan hareket, önce öğrenciler, daha sonra ise işçiler arasında; başka bir değişle sol görüşü benimseyen kesimler içinde heyecana sebep olmuştu. İktidardaki Adalet Partisi ise muhafazakar bir çizgiyi takip ediyordu. Yavaş yavaş halkın tepkileri ile karşılaşmaya başlayan parti içinde eski Demokrat Parti yanlısı olan bir grubun kopması ve hükümetin meclis içinde azınlıkta kalması huzursuzlukları arttırdı.
 
      Bütün bunları neden anlattığımı düşünebilirsiniz. Burda eğer siz bu filmlerden bahsediyorsanız bunun sebebini açıklarken küçük pencerelerden değil de daha geniş bakabilmek adına belirtmek istedim. Ama sadece okumanın bile insana sıkıntı verdiği bu gel gitli dönemi bilmeden 1970’li yıllarda Türk sinemasının yaşadığı bunalımı anlamak mümkün değil. Bariz biçimde sağcı-solcu ayrımının ortaya çıktığını, uzun ömürlü olamayan hükümetlerin yarattığı istikrarsızlığın halkı daha da bunalıma sürüklediğini, seçimden seçime koşup, bir türlü icraata zaman bulamayan meclis içinde verimli çalışmalar yapılamadığını, dolayısıyla başta ekonomi olmak üzere pek çok alanda gerilemelerin kaçınılmaz hale geldiğini görmek zor değil. Her şey bir yana, sokaklarda huzurun sağlanamadığı, üniversitelerin kapatıldığı, her gün başka bir bombalama haberinin gazeteleri meşgul ettiği bir dönemden bahsediyoruz. O yıllarda değil sinema salonu gibi kapalı alanlarda bulunmak, parklarda gezmek, otobüse binmek, hatta evlerin balkonlarında oturmak bile güvenli değildi. Bu şartlar altında ailelerin eskisi gibi, çoluk çocuk toplanıp, film izlemeye gitmesi mümkün olamazdı. Zaten 1969 yılından itibaren yayına başlayan TRT televizyonu, 1970’ler boyunca hemen hemen tüm Anadolu’ya yayılmış, ailelerin film izleme ihtiyacını büyük ölçüde giderir olmuştu. Büyük şehirlerin git gide kalabalıklaşması, trafiğin yoğunlaşması, halkın alım gücünün ciddi şekilde düşmesi de duruma eklenince, sinema hızla kan kaybetti. Üstelik daha önce de bahsettiğimiz gibi, sinemamız neredeyse günlük üretim yapıyor, artık değerler oluşturamıyordu. Dolayısıyla yapımcı firmaların çoğu zor zamanlar için yeterli bir kapital birikimi yapamamıştı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ceren arkadaşımızın dediklerine ilaveten şu bilgilerin de verilmesi gerektiğini düşünerek eklemek istedim. Ceren&#8217;in dedği patlama sebeplerinde kapalılıktan bahsetmiş bi etkisi şüphesizdir ama bu sadece bi sebebi. 1970’li yıllara gelinene dek, halk ile kurduğu sıcak ilişkiyi, gerek melodramlar ve halk güldürüleri, gerekse sosyal içerikli dramlar ile sürdürdü. Ancak 1970’lere gelindiğinde bu bağ hızla kopmaya, sinema salonları boşalmaya başladı. Halbuki 1970’lerin başlarında sinemacılarımız anlatım dillerini iyice geliştirmiş, Türk filmleri Orta Doğu ve Balkan ülkelerinde de izlenir hale gelmişti. Öncelikle Avrupa ülkelerinde ve dolaylı olarak da Amerika’da etkili olan özgürlükçü hareketlerin yankıları Türkiye’ye de ulaşmış, 1968 olayları olarak da bilinen, ekonomik eşitlik, insan hakları ve fikir özgürlüğü üzerine odaklanan hareket, önce öğrenciler, daha sonra ise işçiler arasında; başka bir değişle sol görüşü benimseyen kesimler içinde heyecana sebep olmuştu. İktidardaki Adalet Partisi ise muhafazakar bir çizgiyi takip ediyordu. Yavaş yavaş halkın tepkileri ile karşılaşmaya başlayan parti içinde eski Demokrat Parti yanlısı olan bir grubun kopması ve hükümetin meclis içinde azınlıkta kalması huzursuzlukları arttırdı.</p>
<p>      Bütün bunları neden anlattığımı düşünebilirsiniz. Burda eğer siz bu filmlerden bahsediyorsanız bunun sebebini açıklarken küçük pencerelerden değil de daha geniş bakabilmek adına belirtmek istedim. Ama sadece okumanın bile insana sıkıntı verdiği bu gel gitli dönemi bilmeden 1970’li yıllarda Türk sinemasının yaşadığı bunalımı anlamak mümkün değil. Bariz biçimde sağcı-solcu ayrımının ortaya çıktığını, uzun ömürlü olamayan hükümetlerin yarattığı istikrarsızlığın halkı daha da bunalıma sürüklediğini, seçimden seçime koşup, bir türlü icraata zaman bulamayan meclis içinde verimli çalışmalar yapılamadığını, dolayısıyla başta ekonomi olmak üzere pek çok alanda gerilemelerin kaçınılmaz hale geldiğini görmek zor değil. Her şey bir yana, sokaklarda huzurun sağlanamadığı, üniversitelerin kapatıldığı, her gün başka bir bombalama haberinin gazeteleri meşgul ettiği bir dönemden bahsediyoruz. O yıllarda değil sinema salonu gibi kapalı alanlarda bulunmak, parklarda gezmek, otobüse binmek, hatta evlerin balkonlarında oturmak bile güvenli değildi. Bu şartlar altında ailelerin eskisi gibi, çoluk çocuk toplanıp, film izlemeye gitmesi mümkün olamazdı. Zaten 1969 yılından itibaren yayına başlayan TRT televizyonu, 1970’ler boyunca hemen hemen tüm Anadolu’ya yayılmış, ailelerin film izleme ihtiyacını büyük ölçüde giderir olmuştu. Büyük şehirlerin git gide kalabalıklaşması, trafiğin yoğunlaşması, halkın alım gücünün ciddi şekilde düşmesi de duruma eklenince, sinema hızla kan kaybetti. Üstelik daha önce de bahsettiğimiz gibi, sinemamız neredeyse günlük üretim yapıyor, artık değerler oluşturamıyordu. Dolayısıyla yapımcı firmaların çoğu zor zamanlar için yeterli bir kapital birikimi yapamamıştı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

