iyiköfüfilm

 

Edgar Wallace filmleri İngiliz romancı ve oyun yazarı Edgar Wallace’ın eserleri üzerine çekilen filmlerdir.

Dünya çapında sayısız Edgar Wallace film uyarlaması olmasına rağmen, 1959 ve 1972 yılları arasında Railto Film adındaki Alman şirketi tarafından yapılan cinayet filmleri kendi alt-türünü oluşturması sebebiyle içlerinde en çok bilinenlerdendir. Benzer tarzdaki diğer Edgar Wallace uyarlamaları ise Alman Artur Brauner ve Kurt Ulrich ve İngiliz yapımcı Harry Alan Towers tarafından yapılmıştır.

Alman Edgar Wallace filmlerinin erken tarihi

Henüz sessiz film çağında, Alman film yapımcıları Edgar Wallace’ın romanlarının rahatlıkla beyazperdeye uyarlanabildiğini keşfetti. İlk Alman prodüksiyonu, Edgar Wallace hikâyelerinden Der große Unbekannte ise 1927 yılında filmleştirildi. Wallace bir sonraki film Der rote Kreis’in (The Crimson Circle, 1929) prodüksiyonu Berlin’de şahsen ziyaret etti. The Crimson Circle  sound-on-film (bir tür sesli film) Mart 1929’da Londra’da Phonofilm’de sergilendi.

1931’de Wallace’in en çok bilinen eserlerinden biri olan The Squeaker’ı Der Zinker adıyla bir sesli film olarak beyazperdeye uyarladı. Bunları takiben ise The Ringer (Der Hexer, 1932) Lamarc tarafından ve The Double (Der Doppelgänger, 1934) E.W.Emo tarafından uyarlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde The Fearhered Serpent 1932 yılında The Menace olarak beyazperdeye ulaştı. 1934’ten 1950’lerin ortalarına kadar Edgar Wallace eserleri üzerine hiç Almanca film çekilmedi. Daha sonra, 1950’lerin ortalarına gelindiğinde, Alman film dağıtımcısı Constantin-Film bir dizi film planlarına başladı. O zamanlarda cinayet filmlerinin Almanya’da rağbet görmemesi sebebiyle, bu riski alabilecek bir film yapımcısı bulunamadı.

1960’larda ‘’Krimis’’ filmlerindeki Üslup

Altmışların özgün Krimi sineması, filmleri sadece gerçek diziler değil aynı zamanda o zamanların Alman cinayet filmlerine benzer diğer bağlamlarda da görülen bir gerçek film alt türü yapan bir takım biçemsel özellikler içermektedir.

Özellikle, Harald Reinl (5 film) ve Alfred Vohrer (14 film) isimli iki yönetmen iz bırakmışlardır. Reinl uzun kaydırmalı çekimleri/palanları ve dış çekimleri tercih ederken, Vohrer’in filmleri hafif overacting ve farklı zoom ve kurgulama biçimleri ile bilinmektedir.

Genellikle Almanca roman başlıkları olan başlıklar Edgar Wallace sinemasının özgün görüntüsünü uyandırma niyetindeydi. Der Frosch mit der Maske (“The Frog with the Mask”), Der Zinker (“The Cheater”) ve Der Hexer (“The Warlock”) gibi başlıkların birçoğu kötü adamdan bahseder. Diğerleri Der Fälscher von London (“The Forger of London”), Der Bucklige von Soho (“The Hunchback of Soho”) ve Die Tote aus der Themse (“The Dead Girl in the Thames”) örneklerinde olduğu gibi hikâyenin uzamını belirtirken, daha soyut başlıklar ise genellikle Das Rätsel der roten Orchidee (“The Mystery of the Red Orchid”) Das Rätsel des silbernen Dreieck (“The Mystery of the Silver Triangle”) ve Das Geheimnis der grünen Stecknadel (“The Secret of the Green Pin”) örneklerinde olduğu gibi Rätsel (‘’gizem’’ ya da esrar’’) ya da Geheimnis (‘’sır’’) gibi kelimelerin özelliklerini taşırlar.

Aynı oyuncuların benzer roller için tekrarlanan oyuncu dağılımı ise altmışların Wallace filmlerinin bir diğer tipik özelliğidir. En popüler araştırmacıların bazıları Joachim Fuchsberger, Heinz Drache ve Siegfried Lowitz’dir. Komedi dublörü Eddi Arent, Siegfried Schürenber ve daha sonraları Hubert von Meyerinck ve hatta Chris Howland tarafından sunulurken kötü karakterler ise daha çok Fritz Rasp, Pinkas Braun, Harry Wüstenhagen ve özellikle Klaus Kinski tarafından oynanmıştır. Ek olarak, Elisabeth Flickenschildt, Gert Fröbe, Dieter Borsche, Lil Dagover ve Rudolf Forster gibi tanınan sinema ve tiyatro oyuncuları da defalarca önemli misafir rollerde yer almışlardır.

Gerçek film setleri genellikle Almanya’da olmasına rağmen, hikayenin geçtiği yer genellikle karakterlerin eski kalelerde, malikanelerde ya da köy evlerinde bulunduğu Londra ve civarıdır. Pejmürde gece kulüpleri, akıl hastaneleri ve özellikle daha sonraki filmlerde kız kolejleri ve elbette Scotland Yard Edgar Wallace filmlerinin popüler ana ve yan mekânlarıdır.

Hikaye bir yandan dizi ile de oldukça benzerdir. Olay örgüsü genellikle özgün bir maskeli kötü adam etrafında gerçekleşmektedir. Gerilim filmlerinin aksine, merak uyandırmanın en önemli tekniği ‘’polisiye’’dir. Yani, filmin sonuna kadar gerçek kötü adamın kim olduğun belirsizdir. Suç sebepleri ise genellikle hırs, intikam, servet avcılığı ve özellikle daha sonraki filmlerde kölelik ve uyuşturucu tacirliğidir.

İtalyan alt türü Giallo’dan farksız olarak, Wallace Krimi filmleri büyük ölçüde bir polisin ya da özel dedektifin çalışmaları üzerine kuruludur. Bir diğer tipik özellik ise Scotland Yard dedektifi tarafından kötü adamın entrika ve suçlarından korunmak zorunda olan bir kadın kahramandır. Bu tema esas itibariyle tüm Krimis filmlerinde tekrarlanır ve iki baş kahramanın hikayenin sonunda mutlu bir şekilde birbirlerine âşık olmaları alışmamış bir durum değildir.

Tipik bir tanıtımın yanında filmi daha fark edilebilir kılmak için (genellikle film jeneriğinden önce bir cinayet işlenir), filmin geri kalanı siyah beyaz olsa da film jeneriği 1961 itibari ile renkliydi. Sadece iki özel durum vardır. Ayrıca 1962’de film jeneriğinin başlangıcına ‘’Hallo, hier spricht Edgar Wallace’’(Merhaba, Edgar Wallace konuşuyor) seslendirmesi eklendi. Oldukça belirgin bir özellik ise Martin Böttcher ve özellikle Peter Thomas’ın film müzikleridir. Daha sonraki dört Alman-İtalyan ortak yapımından üçünün film müzikleri Ennio Morricone tarafından yapılmıştır. Mart 1922’de ölmesinin dışında Das Geheimnis der gelben Narzissen filminin müziklerini yapan bestekar Keith Papworth hakkında çok az şey bilinmektedir.

Diğer Edgar Wallace filmleri ve diğer eserleri üzerine etkileri

Edgar Wallace filmlerinin ardından, daha az başarılı ve ömrü kuşkusuz daha az olan diğer yazarların eserleri üzerine kurgulanmış dizileri ön plana çıkaran Krimi türü Alman film yapımının esası haline geldi. En göze çarpanları ise prodüksiyonu  Artur Brauner tarafından Doktor Mabuse ve Der Henker von London ve Das Phantom Von Soho Bryan gibi Edgar Wallace (Wallace’in oğlu, ayrıca polisiye romancısı) filmleri ve bazı Louis Weinert-Wilton uyarlamalarıdır. Ayrıca, Jerry Cotton ve Kommissar X film serileri ve Father Brown serileri biçemsel açıdan Wallace filmleri ile son derece ilişkilidir ve Krimi türünde yer alır.

Alman uyarlamaların yanı sıra, defalarca aynı oyuncuların ve Bernard Enninghouse, Ron Goodwin ve Francis Chagrin’inin bestekâr olarak yer aldığı, daha az bilinen ancak İngiliz sineması için Wallace filmlerinin ne kadar büyük bir etki yarattığını görebileceğimiz bir serisi vardır.

Günümüzde bu filmler halen Almanya’da ünlüdür ve etkilerinin büyük bir kısmı gülünç olsa da sık sık televizyonda gösterilmektedir. Edgar Wallace üslubu Alman film yapımının standart bir motifi olduğu için, son zamanlarda çekilen 2004 yapımı Der Wixxer (tahminen “The Wanker”, bir Der Hexer parodisi) ve takiben 2007 yapımı Neues vom Wixxer (bir Neues vom Hexer parodisi) gibi sayısız parodi bulunmaktadır. Üçüncü film Triple Wixx ise şu anda prodüksiyon aşamasındadır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  • Cohiba Bey
    5 Tem 2010 07:24

    Ellerine sağlık.

  • Yorumunuz:


    Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


    yeni