iyiköfüfilm

23
Eyl
2010

Disbelief Hell / Possessed (2009)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

Özellikle 80’li yıllara bakıldığında Asya sineması, özellikle pek revaçta ve üretken olan Hong Kong sineması korku filmleri türünde batıdaki örneklerinden çok daha farklı ürünler vermişti. Bunların başında da büyü ve büyücü temalı, genelde lanete veya bir büyüye maruz kalmış ana karakter ya da karakterlerin başlarına gelen durumdan kurtulma çabasını anlatırdı. Bu filmlerin yarısında büyücüyü öldürür, lanetli objeyi devre dışı bırakıp kurtulurlarken, diğer yarısında ise iğrenç bir ölümle son bulurdu. 1980’li yıllarda ağırlıklı olarak Shaw Brothers’ın dövüş filmlerinden farklı türlere kucak açmasıyla bu filmler mantar gibi türemeye başladı, Hex, Hex vs. Witchcraft ve Hex After Hex’ten oluşan Hex üçlemesi, Seeding of a Ghost, mide bulandırıcı Centipede Horror ve Mo (uluslar arası adıyla Boxer’s Omen) aklıma gelen ilk örneklerden. 1990’lı yıllarda Amerikan tarzı korku\gerilim filmleri ve Untold Story tarzı 18 yaş sınırlı gore filmler daha ön plana çıkarken büyücü filmleri daha geri plana atıldı. Eternal Evil of Asia gibi filmler türle dalgasını geçmeye başladıkça bu alt tür filmleri giderek daha da azaldı.İlginçtir ki Kore yapımı olan Disbelief Hell’i izlerken bazı sahnelerde sanki hakikatten modern bir büyücü korku filmi izliyormuşum gibi geldi.  Filmde farklı inançlardan insanlar var, hıristiyanlar, şamanistler ve ateistler.

Filmin çok fazla sayıda ismi var, proje halindeki ismi olan Scream, Disbelief Hell, Living Death, uluslar arası ismi olan Possessed (bence en uygunu bu olsa gerek) ve okuduğum kadarıyla orijinal ismi olan Bool-sin-ji-ok’un birebir çevirisi Hell of the Non-Believers.

Hong Kong sinemasını geride bıraktığımızda filmde bu defa özellikle Amerikan sinemasından aşina olduğumuz, en son The Mist filmindeki kadınla hatırladığım koyu Hıristiyan, fanatik dindar karakter motiflerinden birini görebiliyoruz. Carrie filmindeki Carrie’nin annesinden daha mı naif yoksa daha mı psikopat olduğu tartışılabilecek bir anne karakteriyle karşı karşıyayız. Din farkı gözetmeksizin ülkemizde de olduğu gibi körü körüne bir inanca bağlı olan, sadece inandığı şeyden medet uman karakterler gerçekçi olduğu için beni her zaman korkutmuştur. Buradaki anne karakteri de kızı hastalandığında sadece dua eden, kaybolduğunda ise kiliseye gidip sabaha kadar dua eden bir karakter. Filmin “ele geçirilmiş” anlamına gelen Possessed isminin en uygun olduğunu söylememin sebebi de buydu; film, bahsedilen kötü ruhun ele geçirmesi kadar insanların inançları tarafından ele geçirilmesine de değiniyor. Ve güzel olan kısmı bu değinmenin tamamen objektif bir biçimde yapılması. Ne fanatik Hıristiyan anne karakteri, ne şaman kadın ve tayfası, ne de ateist polis iyi da kötü bir karakter olarak gösterilmiyor. Yani film ne “Fanatik dindarlık kötüdür”, ne de “İyidir” diyor.

Film, Hee-Jin adındaki ana karakterimizin 13 yaşındaki So-Jin adlı kız kardeşinden gecenin bir vakti aldığı telefonla başlıyor. Kardeşi tuhaf bir ses tonuyla ısrarla ablasına iyi olup olmadığını soruyor. Birdenbire sabah olup da telefon sesiyle uyanan Hee-Jin telefondaki annesinden kardeşinin kaybolduğunu öğreniyor ve yaşadıkları yere dönüyor. Davaya bakan Tae-Hwan adındaki dedektif aynı binadaki intihar olaylarının hepsinin birbiriyle ve So-Jin’le alakalı olduğunu öğrenince bir nevi işbirliği yapıyorlar. Bundan fazlası spoiler olacağı için konudan daha fazla bahsetmiyorum. Zaten hikâye bolca flashback’le besleniyor. Midesi zayıf olan arkadaşlar için güzel bir haber, filmde çok fazla kanlı sahne yok. Ama yine de rahatsız edici görüntüler var, temkinli olmanızda fayda var. Özellikle bir cesedin bulunduğu ortam pek iç açıcı değil. Rüya gibi görünen, Halka filmindeki videoyu andıran kısa sekanslar da cabası.

Oyunculara baktığımda gözüme abartı ya da yetersiz gelen bir oyunculuk çarpmadı. Özellikle Hee-Jin’i canlandıran Sang-Mi Nam mükemmeldi. Zaten aynı sene çıkmış olan Chan-Wook Park filmi Thirst’ün yıldızı OK-bin Kim ile beraber Güney Kore’de En İyi Korku Aktrisi dalında aday gösterilmiş. Diğer karakterler arasında ise ortalama diyebileceğim bir oyuncu bile yoktu. Yönetmen Yong-Jong Lee daha ilk filmi olan Possessed ile Fransa’da düzenlenen Gérardmer Film Festivali’nde Genç Jüri Büyük Ödülü’nü almaya hak kazanmış.

Filmi izlemeden önce önyargılarınızdan arınmanızın yararı olabilir. Sonuçta çoğu korku filminden ziyade yavaş yavaş konuyu inşa eden, kanlı sahnesi olmayan, izleyeni bir iki sahne dışında hoplatmayan bir filmle karşı karşı olmanızdan çok kendi adıma konuşayım, yabancısı olduğum bir din ve yabancısı olduğum bir kültürde geçen bir korku filmi izlemekten yine de zevk aldım. Kore filmlerinin temel özelliği olan komedi ve korku filmlerine drama elementi katma olayı bu filmde de ağır bir şekilde var.

Sonuç olarak baktığımızda Possessed özellikle Kiyoshi Kurosawa filmlerinin hayranlarına ilaç gibi geleceğini düşündüğüm,izleyicisini hoplatarak veya kan göstererek korkutma amacı gütmeyen atmosfere dayalı bir korku filmi.

Yazan: Mert KUTAY (dryware@gmail.com)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni