iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

İtalyan B-sineması ve trash film külliyatı dendiğinde Bruno Mattei adını anmamak imkansız. Mattei, Amerikan gişe canavarı formüllerini alıp düşük bütçeli İtalyan stiliyle yeniden yoğuran o üretken kuşağın figürlerinden biriydi. 1995 yapımı Cruel Jaws, yönetmenin “William Snyder” maskesi ardına gizlenerek imza attığı, sinema tarihindeki en cüretkar montaj hilelerini barındıran bir yapım. Bu film için sadece bir taklit demek yetersiz; karşımızda başka filmlerin parçalarından dikilmiş bir Frankenstein canavarı duruyor.

Anlatı şablonu, Spielberg’in Jaws’ına ve genel köpekbalığı gerilimi klişelerine bağlı. Donanma tarafından eğitilmiş ama kontrolden çıkmış bir kaplan köpekbalığı, sahil kasabasının huzurunu kaçırır. Plajları kapatmak isteyen şerif ve rant peşindeki belediye başkanı çatışması ana konuyu oluşturur. Ancak Mattei, bu aksı alakasız yan hikayelerle doldurur; odağı korumak güçleşir. Engelli bir kızın dramından mafya hesaplaşmalarına, ergen gençlerin sürtüşmelerine kadar her şey bu 90 dakikanın içine boca edilmiş. Özellikle mafya meselesinin senaryoya birkaç ceset eklemek dışında işlevi yok; gerilimi artırmak yerine sadece süreyi dolduruyor.

Filmi gerçek bir suçlu zevk haline getiren unsur üretim aşamasındaki utanmazlık. Mattei, Enzo G. Castellari’nin The Last Jaws (1981) ve Joe D’Amato’nun Deep Blood (1989) filmlerinden koca sahneleri kesip kendi çektiği materyallerle birleştirmiş. Bu kopyala-yapıştır tekniği o kadar ileri gitmiş ki, jeneriğe orijinal Jaws‘ın yazarı Peter Benchley’nin adı eklenmiş. Yapımcıların filmi “Jaws 5” diye pazarlamaya çalışması, İtalyan istismar sinemasının sınır tanımazlığının kanıtı.

Devamlılık hataları ise tam bir şenlik.

Cruel Jaws filmindeki dehşet sahnesi

Senaryoda ısrarla Kaplan Köpekbalığı denilen canavar, arşiv görüntülerinde aniden bir Büyük Beyaz’a dönüşür. Mattei’nin telif haklarını hiçe sayan vizyonu görüntülerle sınırlı değil; diyaloglar orijinal dört Jaws filminden veya gençlik komedisi Porky’s’ten aşırma. Müzikler Star Wars temalarından Yello’nun parçalarına kadar uzanan bir kolaj. 1995’te çekilmesine rağmen filmin 80’lerin sonu gibi kokması ayrı bir absürtlük. Kadroda Hulk Hogan’ın görsel bir kopyasının bulunması, Mattei’nin estetik algısının ne kadar retro kaldığını gösteriyor.

Kurgudaki mantık hataları izleyicinin zekasına hakaret seviyesine ulaşır. Kasabanın delisinin elinde yanan fişekle, başının hemen üzerinde açık bir benzin bidonu tutması gibi sahneler, Mattei sinemasındaki mantık aranmaz kuralının altını çizer.

Cruel Jaws film karakterleri ve sahil kasabası atmosferi

Çekimler sırasında yaşananlar filmin kendisinden daha tekinsiz. Oyuncu Carter Collins, köpekbalığı yemi olarak suya et sarkıtırken, tekne kaptanının orada birkaç gün önce devasa bir gerçek köpekbalığı gördüğünü itiraf etmesi, İtalyan setlerindeki güvenlik ihmalinin boyutlarını gösterir. Oyuncusunu suya atan ama arkasından dua bile etmeyen tipik İtalyan yönetmen tavrı burada da hissedilir. Bu durum, o dönem Avrupa sinemasının arka sokaklarındaki işleyişe dair net bir fotoğraf verir.

Sonuçta karşımızda Deep Blood filminden bir tık daha akıcı ama yapısal olarak çökmüş bir iş var. Geleneksel sinema mantığıyla bakarsanız Cruel Jaws bir felaket; ancak yaratıcı hırsızlıkları deşifre etmekten hoşlanan bir sinefilseniz eşsiz bir eğlence kaynağı. Bruno Mattei, izleyicisini kaliteli bir sinemayla değil, kurgusal bir kaosla baş başa bırakıp gidiyor.

Meraklısı için bu kargaşayı izlemek, sinemanın arka bahçesinde sahte bir hazine bulmaya benziyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm