iyiköfüfilm

13
Nis
2011

Retroactive (1997)

Bilimkurgu Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Zaman yolculuğu temalı filmlere her zaman hayranlıkla yaklaşmışımdır. En sevdiğim seri Back to the Future, son yıllarda izlerken en zevk aldığım film ise orijinal adı Los Cronocrímenes yani uluslararası ismiyle Timecrimes’tır. 7-8 yıl önce izlediğim Retroactive’i yakın zamanlarda tekrar izlediğim için bari boş durmayayım da bunun bir yazısını yazayım, hem benim gibi zaman şeysi içeren filmleri seven kişilerle tanışmış ve görüşmüş olma fırsatını elde ederim, hem de bilmeyenlere tavsiye etmiş olurum diye düşündüm. Fakat baştan söyleyeyim, filmden bir Timecrimes beklemeyin. Geçenlerde The Triangle diye bir film izlemiştim, onu da beklemeyin. Konusu itibariyle biraz Groundhog Day’i de andırıyor olabilir, bırakın andırsın. İzleyecekseniz bir şey beklemeden izleyin, sonrasında mesuliyet kabul etmiyorum.

Retroactive, Teksas çöllerinde geçen bilimkurgu soslu bir aksiyon filmi. Ucuz bir film olduğu her halinden belli. Güney aksanıyla konuşan James Belushi’yi According to Jim dizisinden takip etmiş ve hatta K-9 filmini (ve gereksiz devam filmini) izlediyseniz ciddiye almamanız pek olası. Tarafsız bir gözle izlemeye çalışın diyeceğim ama ben yapamadım bunu. Sürekli K-9 geldi aklıma. Zengin bir kocayla evlendikten sonra oyunculuğa veda edip hayır işleriyle uğraşan Kylie Travis filmin başrolünde oynuyor. (daha&helliip;)


İzleyici karşısına çıkıp da beğeni toplayan bir filmin hesapta yokken devamının çekilmesi genellikle kaçınılmazdır. Bu devam filmleri nadiren orijinalinden iyi olsa da genellikle ilkinin gölgesinde kalan, bir takım insanların parsayı götürmesi için çekildiği gün gibi ortada olan filmlerdir. Hele bir de orijinal filmle alakası olmayan devam filmleri var ki bu filmler bol bölümlü serilerde ekseriyetle görülüp ayın ondördü gibi göze çarpar. Bu yazıda aklıma geldiği kadar bu filmleri yazdım. Baştan uyarayım, yazının geri kalanı filmler hakkında spoiler içeriyor.

Mangler 2 (2001) : Filmin yönetmeni Michael Hamington-Wright sinema sektörüne ilk adımını Retroactive filmi için yazdığı senaryo ile atmış. Keşke orada kalsaymış! Retroactive gayet hoşuma giden bir filmdi fakat Michael bununla yetindi mi? Yetinmedi. Üst üste başarısız film senaryoları yazdı, yazdığı yetmezmiş gibi bir takım insanlar bunları çekti. Sene 2002 olduğunda ise kamera arkasına geçti, bu film aynı zamanda senaryosunu da yazdığı Mangler 2′ydi. Burada durup ilk Mangler filmine geri dönmekte fayda var. Mangler, Stephen King’in 1972 yılında yazdığı, bizde Hayaletin Garip Huyları ismiyle yayınlanan Night Shift adlı antoloji kitabındaki kısa bir öyküydü. Kitabın Türkçesindeki ismi Canavar, orijinalinde The Mangler  1995 yılında Tobe Hooper’ın yönettiği,  içinde “Buffalo Bill” veya “Stottlemeyer” Ted Levine ve Robert Englund’ın olduğu -ki kendisinin her filme tat katan “tatlandırıcı” bir aktör olduğunu düşünüyorum fakat bu filmde en fazla sakkarin etkisi yapabilmişti- bir uyarlamaya dönüştü. Çoğu Stephen King uyarlaması ile aynı makus talihi paylaşan ilk film pek ses getiremedi çünkü bir çamaşırhanede çalışan insanları kapıp parçalayan bir çamaşır katlama makinesi hikaye olarak neyse de beyaz perde için pek ilgi çekici bir fikir değildi. İkinci filme döndüğümüzde, ilk filmde yaşananlarla zerre kadar alakası olmayan bir devam filmiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Filme ismini de veren Mengene, yapay zeka sahibi bir bilgisayar virüsü. Okudukları okuldaki diğer öğrencilerin sömestr tatiline çıkması sonucu okulda kalan gençler, deneme aşamasındaki güvenlik sistemine yanlışlıkla bulaşan bu virüsle kedi fare oyunu oynamaya başlarlar. Çünkü okulda akla gelebilecek her şeyi kontrol edebilen bu virüs gençleri düşman bellemiş, onlara kan işetmek için elinden geleni yapmaya başlamıştır. Şahsi kanaatim, ilkiyle kıyaslanınca daha izlenebilecek bir gençlik-korku filmi olduğu. Çok umrunuzdaymış gibi de belirteyim; filmin IMDB puanı 10 üzerinden 2,3. Ama film, “Bishop” Lance Henriksen’i hemen altta göreceğiniz gibi, çok acayip bir rolde izlemek için bulunmaz bir nimet. (daha&helliip;)


9
Nis
2011

Night of the Comet (1984)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

İsmi “Night of the bilmem ne” şeklinde olan bir sürü zombi filmi var. Hatta Night of the Living Dead’den önce 1959 yılında Ed Wood tarafından yapılan Night of the Ghouls ve 1965 yılında çekilmiş olan İtalyan filmi Night of the Doomed (daha çok Nightmare Castle adıyla bilinir) bu şekilde isme sahip ilk zombi filmleridir. Şunu da yazmadan geçmeyeyim, Night of the Comet’ın çıkmadan önceki ismi Teenage Mutant Horror Comet Zombies’miş. Hatta radyodaki hatun da bu ismi bir cümlesinde kullanıyordu. Sonradan filmin adı abes bir şekilde uzun gelmiş, bu da o sıralarda ortada Night of the Day of the Day of the Dawn of the Son of the Bride of the Return of the Revenge of the Terror of the Attack of the Evil, Mutant, Alien, Flesh Eating, Hellbound, Zombified Living Dead Part 2: In Shocking 2-D adında bir film olmadığı için olsa gerek. Bu yüzden filmin adı değiştirilerek Night of the Comet ismiyle piyasaya sürülmüş. Bu bilgileri bundan sonra adı sadece “Night of the …” diye başlayan filmleri yazacağımı düşünmeyin diye yazıyorum. Veya o kadar yorgunum ki saçmalıyorum.

Her fırsatta seksenli yıllarda çekilen filmlere olan sevgimden bahsederim. Night of the Comet da yine tam bir seksenler filmi. Night of the Creeps’te de olduğu gibi lise/üniversite komedisi ile zombi istilasını birleştiren bu film zombileri biraz daha geri plana atarak gençlik filmi ögesini ön plana çıkarmış. Bununla benim bir sıkıntım yok. (daha&helliip;)


1
Nis
2011

April Fool’s Day (1986)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

1986 yılında popüler slasher türü son nefesini vermek üzereyken ortaya çıkan ve geçtiğimiz senelerde başarısız remake kurbanı filmler arasına giren April Fool’s Day, günün anlam ve önemi açısından karşınızda!

Kalitesi gittikçe düşen yeniden çevrimler arttıkça yapımcıların April Fool’s Day (veya bizdeki adıyla Nisan Bir)’e el atması kaçınılmaz oldu. Özellikle Alexandre Aja’nın yönettiği Hills Have Eyes remake’inden sonra içimde oluşan “belki güzel olur” temalı düşünceleri yıkıp geçen 2008 tarihli April Fool’s Day, oyuncularının bile yaptıkları işe inanmadıkları, “bitse de gitsek” tadında takıldıkları başarısız bir filmdi. Yeniden çevrimi ne kadar kötüyse orijinal versiyonu o kadar iyi olan April Fool’s Day ise slasherlar arasında farklı bir konumda. Klasik slasher formülizasyonu ile yazılmış olsa da filmi izledikten sonra bu farklı konuma hak vereceğiniz film, o kadar ünlü örneği olup da ülkemizde yayınlanmayan slasher filmler arasında değil. DVD’sini piyasada rahatlıkla bulabilirsiniz fakat ekstra olarak pek bir şey beklemeyin. Özellikle filmin çekilip de bir türlü kimsenin ele geçiremediği, filmdeki kan seviyesini maksimuma yükselten alternatif sonu ise adeta hayal gibi. Bu alternatif sonun senaryo taslağı internette pek çok sitede yer alıyor, çekildiği de doğrulanmış, izlediğini söyleyenler de var ama bir kaydına rastlamak mümkün değil. (daha&helliip;)


31
Mar
2011

He Knows You’re Alone (1980)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

1978 yılında slasher türüne asıl patlamasını yaşattıran Halloween’den sonra stüdyolar kan kokusuna hücum eden köpekbalıkları gibi kan kokulu filmlere hücum ettiler. Yine Halloween filmiyle bütçesini neredeyse 200 katını kazandırarak getirisinin gayet yüksek olduğu kanıtlanmış olan bu yeni alt tür bir anda yapımcıların elinde oyuncak haline geldi. Haklarını yemeyelim, bazıları kendisini kanıtlayıp janraya olumlu katkılarda bulunurken bazıları ise özgünlükten uzak, önceki filmlerin kopyası formatındaydı. Bu kopyalardan birisi olan He Knows You’re Alone 1980 yılında çekilmiş bir slasher filmi. Kopya olmasına rağmen yine de kendisini izletmeyi başarıyor. Üstelik filmde bir iki sahne hariç çok fazla kan yok. Bilindiği gibi sonradan slasherlardaki ölüm sahneleri filmin can damarı haline geliyor. Film en son anına kadar katilin motivasyonunu da bildirmiyor, sonunda öyle bir sahne var ki tokat atıp kaçan ufak çocuk misali katilin neden insanları öldürdüğünü gözümüze sokup kaçıyor. Unutmadan, (bu anektod benim için pek fazla bir önem arz etmese de) film aynı zamanda Tom Hanks’in oynadığı ilk film olma özelliğini de taşıyor.

Şimdi listemizi kontrol edelim. İkisi sevişken olmak üzere üç kız arkadaş -ki bunlardan en masumane olanı slasher geleneği olan Final Girl’dür- var. Sevişken kızlardan birisinin yine sevişken bir sevgilisi, diğerinin ise saf bir sevgilisi var. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni