iyiköfüfilm

26
Tem
2011

Amicus Antolojileri

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

1964 yılında İngiltere’de kurulan Amicus Prodüksiyon Şirketi, Hammer Stüdyoları ile beraber korku türünde dönemin önemli örneklerine imza atmıştır. Amicus, İngiltere’de kurulmasına rağmen kurucusu olan iki yapımcı Max Rosenberg ve Milton Subotsky Amerikalıdır. Stüdyonun ilk iki işi Subotsky’nin yazdığı müzikal gençlik komedileriydi fakat asıl ses getiren ilk filmleri 1965 yılında çektikleri Dr. Terror’s House of Horrors adlı filmdi.

Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum, Hammer Stüdyoları ile Amicus sık sık karıştırılır. Bunun genel sebepleri ise Christopher Lee ve Peter Cushing gibi aktörlerin iki stüdyonun filmlerinde rol alması, filmlerin birbirine benzeyen tonları ve tabii ki iki stüdyonun da İngiltere çıkışlı olmasıdır. Aslında Hammer filmleri daha gotik bir kurulumla izleyici karşısına çıkarken Amicus mahsulü filmler genelde modern zamanlarda geçer. Ve Amicus, bu yazımıza konu olacak olan antoloji korku filmleri ile ünlenirken Hammer Stüdyoları’nın o taraklarda bezi -en azından seksenli yıllara kadar- çok yoktur. Seksenli yıllarda televizyon için iki dizi yapan Hammer Stüdyoları, Hammer House of Horrors ve Hammer House of Mystery and Suspense adlı bu dizilerle türe göz kırpsa da seriler pek uzun ömürlü olamayıp ikisi de 13’er bölümde sonlandırılmışlardır.

Yazımıza konu olan antoloji kavramı, bilmeyenler için anlatırsak üç beş kısa hikayeden oluşan filmlere verilen ad. Stüdyonun yaptığı filmlerde 50’li yıllarda gayet revaçta olan EC Comics tarafından çıkartılan Vault of Horror, Tales from the Crypt ve daha bir çok çizgi romandaki hikayelerle olan benzerliğini görmek mümkün. Bu çizgi romanlar korku-gerilim teması altında aslında ahlak üzerine söylemlerde bulunmaktadır, kötülük yapanların başına korkunç şeyler gelir.  Kulağa Samanyolu TV dizisi gibi gelse de gayet eğlenceli seriler bunlar. Zaten stüdyonun 1972 yılında uyarladığı Tales from the Crypt filminde bu çizgi romanlardan hikayeler kullanılmış. Tales from the Crypt aynı zamanda yıllar sonra HBO tarafından hazırlanan ve yedi sezon süren enfes bir dizi olarak izleyiciyle buluştu. Amicus Prodüksiyon imzası taşıyan yedi korku antolojisine tarih sırasıyla göz atalım.



Dr. Terror’s House of Horrors (1965) : Stüdyonun ilk antolojisi olmasının yanı sıra ilk korku filmi olma özelliğini de taşıyan Dr Terror’s House of Horrors, haleflerinin üzerinde de bolca etkisi görülecek olan bir film. Yönetmen koltuğunda daha sonradan Torture Garden ve Tales from the Crypt gibi Amicus filmlerinin yanı sıra Dracula Has Risen from the Grave, The Creeping Flesh, Son of Dracula, The Ghoul ve Legend of the Werewolf gibi filmlerin yönetmenliğini yapan Freddie Francis oturuyor. Filmin hikayelerinde Christopher Lee, Bernard Lee ve Max Adrian gibi oyuncular var. Filme ismini veren Dr Terror ise Peter Cushing tarafından canlandırılıyor. Filmi yazan ise yine Milton Subotsky. 105 bin dolarlık bütçesiyle 7 ayda çekilen film, bir trende karşılaşan beş kişinin hikayelerini anlatıyor. Karşılarına çıkan Dr. Schreck ismindeki gizemli yabancı, teker teker bu kişilere bir tarot kartı seçtirip bu kartlara göre geleceklerini anlatıyor. Filmdeki hikayeler de bunlar zaten; kurt adam, dev katil sarmaşık (üstüne üstlük zekası da bir hayli gelişmiş), voodoo, Michael Caine’in The Hand filmindeki gibi kopmuş olmasına rağmen canlı olan bir el, ve vampir bir kadınla evlenen bir doktorun öyküsü. İzlerken biraz daha modernleştirilmiş bir Universal canavar filmi izliyor gibi hissedebileceğiniz Dr. Terror’s House of Horrors, izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılaşınca yapımcılar kolları yeni bir antoloji için sıvamış ve iki sene sonra ortaya Torture Garden çıkmış.


Torture Garden (1967) : Freddie Francis ismini sıkça duymaya hazır olun. Yine Freddie Francis tarafından Torture Garden’ın senaristi Robert Bloch. Bloch, Hitchcock’un Sapık filminin uyarlandığı kitabın yazarı. Aynı zamanda Thriller, Tales of the Unexpected ve Night Gallery ile Alfred Hitchcock imzalı Alfred Hitchcok Presents ve Alfred Hitchcock Hour gibi korku\gerilim dizilerine hikayeleriyle katkıda bulunmuş. Yine tuhaf bir karakterin bir mekanda farklı kişilere geleceklerini anlattığı Torture Garden’da Jack Palance, Burgess Meredith ve Peter Cushing gibi oyuncular yer alıyor. Aynı zamanda 1944 doğumlu aktris Barbara Ewing’in göründüğü ilk film. Film, bir karnavalda “İşkence Bahçesi” adlı atraksiyona ev sahipliği yapan Doktor Diabolo bahçedeki gösterisi bitince katılımcılara 5 sterlin karşısında asıl korkuyu görebilecekleri ikinci bir gösteriyi vaad etmesiyle başlıyor. Zamanına göre büyük para olan 5 sterlini ödeyenler arkadaki odada Atropos adlı eski bir tanrıçanın balmumu heykeliyle karşılaşırlar. Heykelin karşısına geçip elindeki makasa bakanlar hipnotize olarak geleceklerinde olanları görürler. Spoiler vermeden bu hikayelerden bahsetmek mümkün olmadığı için özet geçmiyorum fakat hepsi yine EC Comics tarzı “iyilik yaparsan iyilik bulursun, yapmazsan ayvayı yersin” temasına sadık kalan türden. Doktor Diabolo’yu canlandıran Burgess Meredith’i Rocky filmlerinde Rocky’yi çalıştıran antrenör Mickey rolünden de hatırlayabilirsiniz.

 

The House That Dripped Blood (1971) :  Amicus bu filmde Dr. Terror’s House of Horrors’ta olduğu gibi canavar türüne meylediyor. Scotland Yard’da görev yapan dedektif Holloway, bir eve taşınan insanların başına gelen korkutucu olayları araştırdığı filmde -yine- Peter Cushing var, yetmezse yanında Christopher Lee de var. Joss Ackland ve The Vampire Lovers filminden hatırlayacağınız Ingrid Pitt de cabası. Bir hikaye hariç diğerleri yine Sapık kitabının yazarı Robert Bloch tarafından kaleme alınmış, Waxworks adlı hikaye ise Russ Jones adlı bir kişi tarafından yazılmış ki House That Dripped Blood haricinde fazla bir işe girişmediğinden kendisi hakkında pek bilgi sahibi olmak mümkün değil. Hikayelere bakacak olursak; kendi yazdığı katilin canlanması sonucu hayatı kedi fare oyununa dönüşen bir yazar (Dark Half?), balmumundan bir heykelle kafayı bozan Peter Cushing, cadılıkla ilgilenen bir kızın babası olan Christopher Lee ve bir pelerin sayesinde vampire dönüşen bir korku filmi oyuncusu. İlginizi çeker mi? Benim görüşüm, The House That Dripped Blood en eğlenceli Amicus filmlerinden biri.


Tales from the Crypt (1972) : Yeraltı tünellerinde bir tura katılan 5 yabancı turdaki diğer insanlardan ayrılıp (daha doğrusu kaybolup) tuhaf bir adamın bulunduğu bir odaya gelirler. Adam hepsinin oradan çıkınca ne yapacağını ve sonlarının ne kadar korkutucu olduğunu bilmektedir. Önceden de bahsettiğim gibi bu film EC Comics’in daha sonradan TV dizisine dönüşecek olan çizgi romanlarından uyarlanmış. Hatta Joan Collins’in oynadığı ilk hikaye All Through the House, Tales from the Crypt dizisinin ikinci bölümünde karşımıza biraz daha değişik şekilde çıkıyor. Dizi versiyonunun çizgi romandakine daha sadık olduğunu da belirteyim. Filmin yönetmeni yine Freddie Francis, Peter Cushing ise yine bu filmde de var fakat kendisi görebileceğiniz en sevimli rollerden birisinde. Özellikle Saw ve belki de biraz Shinya Tsukamato’nun Haze adlı kısa filmini andıran son hikaye Blind Alleys filmde en çok hoşuma giden hikaye. W.W. Jacobs’ın 1902 yılında yazdığı Lanetli Maymun Pençesi hikayesinden esinlenerek yazılmış olan Wish You Were Here ise kısa ama eğlenceli bir hikaye. Özellikle bunları söylediğime bakmayın, filmdeki öykülerin hepsi gerçekten güzel. Filmde adı geçiyor muydu hatırlamıyorum ama Vault Keeper adlı hikaye anlatıcısı da çizgi romanlardakine gayet benziyor. Amicus, antoloji filmlerine gelen ilgiden gayet memnun olmuş olacak ki aynı sene içerisinde iki filmi izleyiciyle buluşturmuş. Diğer film ise…


Asylum (1972) : Şaşırmayacağınıza eminim, yine Peter Cushing’in oynadığı ve hikayelerini Robert Bloch’un yazdığı bir filmle karşı karşıyayız. Bir tek yönetmen koltuğunda Freddie Francis eksik. Francis’in boşluğunu 2010 yılında kaybettiğimiz Roy Ward Baker dolduruyor ki kendisi bir sonraki sene yine bir Amicus filmi olan The Vault of Horror’u da yönetmiş, stüdyonun son antoloji filmi The Monster Club’ın da yönetmeni ta kendisi. Aynı zamanda Baker, Hammer Stüdyoları ile de çalışmış, Dr Jekyll and Sister Hyde, Scars of Dracula, The Legend of 7 Golden Vampires ve Quatermass and the Pit gibi Hammer klasiklerine imzasını atmış. Film, bir akıl hastanesinde çalışmaya başlayacak olan genç bir psikiyatristin, Doktor Martin’in etrafında dönüyor. Hastalardan birinin saldırması sonucu sakatlanan Dr. Rutherford ile karşılaşan Martin’e ilginç bir görev verilir. Kendisinden önce görevde bulunan Doktor Starr akli dengesini yitirdiği için hastahanede hasta olarak kalmaktadır. Martin’e dört hasta verilir, bunlarla görüşme yapması istenir ve eğer hangisinin Doktor Starr olduğunu anlarsa işi alacağı söylenir. Doğal olarak bu hastaların anlattıkları da filmin hikayesini oluşturuyor. Hikayelerde aynı yıl çıkan Tales from the Crypt tarzı gerilim tonunda sabit kalınmış, Asylum Dr Terror veya The House That Dripped Blood tarzı bir canavar antolojisi değil.


The Vault of Horror (1973) : Roy Ward Baker’ın yönettiği The Vault of Horror’daki oyuncuların arasında 1974-1981 yılları arasında televizyonda Doctor Who’yu canlandırmış olan Tom Baker, 61 yıl boyunca filmlerde oynayan Glynis Johns, İngiltere’nin yanı sıra Almanya ve Fransa yapımı filmlerde boy gösteren Dawn Addams  ve Hammer filmleri de olmak üzere bir çok İngiltere yapımı korku filminde rol alan Denholm Elliott var. Ve şaşıracaksınız ama Peter Cushing yok. Tales from the Crypt’ın devamı niteliğinde olan filme ismini veren yine EC Comics’in çıkardığı aynı isimli çizgi roman serisi. Fakat ilginçtir ki filmdeki hiçbir hikaye Vault of Horror çizgi romanından uyarlanmamış. Hikayelerin tarzını da az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu sefer hikayelerin geçtiği yer bir binanın bodrumu. Asansörle bodruma inen beş kişi tekrar geri çıkamayıp orada kalırlar. Orada bulundukları süre içerisinde ise birbirlerine sürekli gördükleri kabuslarını anlatırlar. Bu sefer hikaye temaları konusunda karma bir iş çıkaran yapım şirketi, bir filmden daha alnının akıyla çıkmış.


From Beyond the Grave (1974) :  Amicus bu filmde alıştığımız yönetmenlerden, senaristlerden vazgeçmiş ama Peter Cushing’ten vazgeçememiş. Bu sefer yönetmen koltuğunda 1937 doğumlu olan ve hala film çeken Kevin Connor oturuyor. Motel Hell filmini de yönetmiş olan Kevin Connor gayet iyi bir iş çıkartmış.  From Beyond the Grave’in hikayeleri The Monster Club’ın da hikayelerini yazan R. Chetwynd-Hayes’e ait. Filmin oyuncu kadrosu ise gayet sağlam; Peter Cushing’in yanı sıra Donald Pleasence, David Warner, Diana Dors ve Ian Bannen gibi isimlerden başka bir çok tanıdık oyuncuyu görebileceğiniz From Beyond the Grave, The Monster Club’ı saymazsak son Amicus antolojisi olarak yerini alıyor. Cushing’in sahibi olduğu bir antika dükkanına gelen müşterilerin hikayelerinin konusunu oluşturduğu From Beyond the Grave, Amicus’un bu işi ince eleyip sık dokuyarak yaptığının bir göstergesi adeta. Hammer Stüdyolarının da düşüşe geçtiği yıllarda “nasılsa ismimiz sayesinde satarız” şeklinde bir yaklaşım sergilememeleri gayet takdir edilesi bir davranış. Bazıları tarafından stüdyonun filmleri arasında en iyisi olarak gösterilen From Beyond the Grave, “Reddedemeyeceğiniz Teklifler” sloganına sahip olan Temptations Ltd. dükkanından alışveriş yaparken dükkanın sahibini kandıran kişilerin hayatının tek tek kayışını anlatıyor. Lanetli eşyaları satan Cushing (ki filmde adı yok, dükkan sahibi olarak geçiyor) ve dükkanıyla biraz Leland Gaunt ve Gerekli Şeyler bağlantısı kurmanız muhtemel.


BONUS: The Monster Club (1980) : Bitti mi sandınız? Stüdyonun altı yıl aradan sonra diğer filmlerin arasında sözü pek geçmese de son bir antoloji filmi daha var. The Monster Club aynı zamanda Amicus Prodüksiyon Şirketi’nin son filmi. Diğerlerinden çok farklı olan bu film için müzikal bir korku-komedi filmi dememiz uygun olacaktır. Yönetmen yine şirketin gediklilerinden Roy Ward Baker. Oyuncu kadrosunda ise bu sefer ne Christopher Lee, ne de Peter Cushing görülüyor fakat onların yerine Vincent Price var. Yanında Stuart Whitman, John Carradine, Donald Pleasence ve Richard Johnson da yer alıyor.  From Beyond the Grave filmini yazan Robert Chetwynd-Hayes’in kitabından uyarlanan filmde John Carradine tarafından canlandırılan kurgusal bir Robert Chetwynd-Hayes karakteriyle karşılaşıyoruz. Eramus adında biri (Vincent Price) tarafından davet edildiği gizemli kulüpte yeni kitabı için ilham bulabileceği hikayeler dinler. Filmdeki üç hikayeden ilk ikisi gayet eğlenceli. Üçüncü hikaye diğerlerine göre daha karanlık. Filmin seksenlerin girişinde çekilmesinin etkisiyle filmin müzikal bir yanı da var, hikayeler arasında şarkılar giriyor. Kelime oyunlarıyla bezenmiş bu şarkılar da gayet hoş, mesela bir vampirin söylediği “I’m a Sucker for Your Love” gibi. Fakat Monster Club’ın tonu daha çok çocuklara hitap ediyormuş havasında olduğu için diğer filmleri çok sevseniz bile sevmeyebilirsiniz. Ben seviyorum, Monsters Rule OKKAAAY?

Yazının sonuna geldik. Bir döneme damgasını vurmuş Amicus Prodüksiyon’un ünlendiği ve korku sinemasına güzel bir miras olarak bıraktığı derleme filmler bunlar. Günümüzde bu tarz antoloji filmlere rastlamak pek kolay değil. Amerikan topraklarından çıkan filmlere rastlasak da fazla güzel olmuyor, son yıllarda izlediklerim arasında Trick’r Treat’i önerebilirim. Asyalılar ise hala antoloji filmler çekiyor, bunlardan Tales of Terror from Tokyo and All Over Japan’ları -özellikle de the Movie olanı- ve Zoo ilk aklıma gelenler. 1 A.M. ve 2 A.M. filmleri de fena değildi. Ayrıca yazıda ismi geçen filmleri sevdiyseniz, daha önce de bahsettiğim Tales from the Crypt adlı televizyon dizisini izlemediyseniz muhakkak izleyin

Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com) 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni